İstanbul Gelişim Üniversitesi (İGÜ), Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF) bünyesinde yürütülen “Cyanotype Tekniği ile Atıkların Sanatsal Dönüşümü ve Sürdürülebilirlik Farkındalığı” başlıklı BAP projesinin ikinci etabı olan uygulama atölyesi başarıyla gerçekleştirildi. İlk aşamada düzenlenen bilgilendirme sunumunun ardından bu kez uygulamaya geçen öğrenciler, topladıkları atık malzemeleri cyanotype tekniği aracılığıyla kâğıt ve bez çantalar üzerinde özgün görsel kompozisyonlara dönüştürdü.
İstanbul Gelişim Üniversitesi (İGÜ), Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF) Grafik Tasarım ve İç Mimarlık Bölümleri tarafından yürütülen; sanat, tasarım ve çevresel farkındalığı bir araya getiren disiplinlerarası BAP projesinde ikinci aşamaya geçildi. Sosyal Bilimler proje grubunda yer alan “Cyanotype Tekniği ile Atıkların Sanatsal Dönüşümü ve Sürdürülebilirlik Farkındalığı” başlıklı projenin uygulama atölyesi, öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirildi.
“Teoriden pratiğe: adım adım cyanotype deneyimi”
Atölyenin ilk bölümünde katılımcı öğrenciler, Proje Yöneticisi Arş. Gör. Dr. Ceren İren’den cyanotype (güneş baskısı) tekniğinin uygulama ilkelerini ve kimyasal hazırlık sürecini uygulamalı olarak öğrendi. Tekniğin temel mantığını deneyimleyen öğrenciler, daha sonra geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik teması doğrultusunda yanlarında getirdikleri atık malzemeleri üretim sürecine dâhil etti.
Atölye süreci üç temel aşamada gerçekleştirildi. İlk olarak öğrenciler, topladıkları farklı biçim ve dokudaki atık malzemeleri kullanarak kâğıt ve bez çantalar üzerinde özgün kompozisyonlar oluşturdu. Ardından ışığa duyarlı cyanotype solüsyonu uygulanmış yüzeyler üzerine bu malzemeler yerleştirildi ve hazırlanan düzenlemeler doğrudan güneş ışığı altında yaklaşık 5 ila 10 dakika süreyle pozlandı. Son aşamada ise yüzeyler suyla yıkanarak sabitlendi ve kurutulmaya bırakıldı. Böylece cyanotype tekniğinin karakteristik Prusya mavisi tonları belirginleşerek tasarımların görsel niteliğini oluşturdu.
Atölye sonunda hem kâğıt yüzeyler hem de gündelik kullanım nesnesi niteliğindeki bez çantalar, sürdürülebilirlik temasını taşıyan özgün tasarım ürünlerine dönüştü. Atık malzemelerin yalnızca yeniden kullanım nesneleri olarak değil, biçim, iz, doku ve kompozisyon üreten görsel elemanlar olarak değerlendirilmesi, sürdürülebilirlik kavramının sanatsal üretim pratiği üzerinden deneyimlenmesini sağladı.
Proje ekibinde yer alan Arş. Gör. Başak Lale, Arş. Gör. Eliz Mutlu Tekay ve proje katılımcı öğrencisi Arda Öker’in de aktif olarak destek verdiği atölyede öğrenciler, atıksız üretim ve geri dönüşüm kavramlarını doğrudan uygulama yoluyla deneyimledi. Çalışma, çevresel problemlerin yalnızca teorik düzeyde tartışılması yerine, malzeme seçimi, yeniden kullanım, kompozisyon geliştirme ve üretim pratiği üzerinden ele alınmasına olanak sağladı.
Uygulama atölyesi, AES’in üretim tekniklerini, malzemeleri, araçları, uygulama süreçlerini ve ortaya çıkan ürünleri ilişkisel biçimde belgelemeye yönelik araştırma yaklaşımıyla doğrudan kesişmektedir. Cyanotype tekniğinin hazırlanma, pozlama, yıkama ve kurutma aşamalarının sistematik olarak izlenebilmesi; kullanılan yüzeylerin, atık malzemelerin ve elde edilen ürünlerin kayıt altına alınabilmesi, uygulamalı üretim bilgisinin yalnızca nihai eser üzerinden değil, bütün üretim zinciri boyunca belgelenmesine imkân vermektedir.
Bu yönüyle atölye, AES kapsamında geliştirilen araç–malzeme–teknik–üretici–ürün ilişkilerinin uygulamalı bir örneğini ortaya koymaktadır. Atık malzemelerin kompozisyon oluşturan tasarım elemanlarına dönüşmesi, bez çantaların ise baskı yüzeyi ve işlevsel nesne olarak kullanılması; malzemenin işlev değiştirmesi, yeniden kullanım ve sürdürülebilir üretim bakımından ayrıca değerlendirilebilir. Böylece cyanotype tekniği, tarihsel bir baskı yönteminin güncel tasarım, çevresel farkındalık ve sürdürülebilir üretim pratikleriyle yeniden yorumlanabileceğini göstermektedir.
Atölyede gerçekleştirilen üretim aşamalarının fotoğraf, video, uygulama notları ve ortaya çıkan ürünlerle birlikte belgelenmesi, AES Bilgi Arşivi ve Atölyeler yapısı açısından da araştırılabilir bir veri seti oluşturma potansiyeline sahiptir. Bu tür kayıtlar; tekniğin nasıl uygulandığını, hangi malzemelerin kullanıldığını, üretim kararlarının nasıl geliştiğini ve nihai ürünlerin hangi süreçler sonucunda ortaya çıktığını görünür kılarak uygulamalı bilginin aktarımını desteklemektedir.
Sanatsal üretim ile çevresel sorumluluğu aynı uygulama sürecinde buluşturan projenin bu etabına katkı sağlayan tüm akademisyen ve öğrencilerimizi tebrik eder, projenin sonraki aşamalarında başarılar dileriz.
