CIRIEC Türkiye ve İstanbul Gelişim Üniversitesi İşletme Bölümü iş birliğiyle düzenlenen “Kadın Eli (Female Wonder)” belgesel gösterimi, İstanbul Gelişim Üniversitesi’nde öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirildi. Yönetmenliğini Öğr. Gör. Ahmet Bikiç’in üstlendiği belgesel, İGÜ Film Akademisi tarafından yürütülen bir sosyal sorumluluk projesinin çıktısı olarak hayata geçirildi.
Etkinlikte, Türkiye’nin doğu sınırında yer alan Iğdır’da faaliyet gösteren bir kadın kooperatifinin üretim, dayanışma ve yerel kalkınma süreçleri sinematografik bir anlatıyla izleyiciyle buluşturuldu. Kadın emeğini yalnızca ekonomik üretimin bir bileşeni olarak değil, yerel bilgi, toplumsal dayanışma ve kültürel sürekliliğin taşıyıcısı olarak ele alan belgesel; üretici, coğrafya ve toplumsal yapı arasındaki ilişkileri görünür kıldı.
Belgesel, yalnızca bir üretim hikâyesini değil; Türkiye’nin doğu sınırında yer alan Iğdır’ın kültürel ve toplumsal dokusunu da anlatının merkezine taşıdı. Ağrı Dağı’nın gölgesinde şekillenen yaşamlar ve Aras Nehri çevresinde sürdürülen gündelik hayat üzerinden sınır coğrafyasındaki dayanışma, üretim ve direnç pratikleri aktarıldı. Kamera; yüzlerde biriken yaşam deneyimlerini, toprağın belleğini ve günün ilk saatlerinde başlayan üretim ritmini izleyerek yerel yaşamın maddi ve toplumsal katmanlarını kayda aldı. Böylece Iğdır yalnızca fiziksel bir mekân olarak değil; tarihsel deneyimlerin, kültürel etkileşimlerin ve toplumsal hafızanın kesiştiği bir anlatı alanı olarak ele alındı.
Yönetmen Ahmet Bikiç, belgeselin çıkış noktasını Iğdır’ın çok katmanlı kültürel yapısını görünür kılma isteği üzerinden tanımladı. Yönetmene göre Iğdır, yalnızca coğrafi bir yerleşim değil; sınırların, aidiyetlerin, üretim biçimlerinin ve insan hikâyelerinin iç içe geçtiği bir hafıza mekânıdır. Bu doğrultuda belgeselde sade ve derinlikli bir görsel dil tercih edildi; uzun planlar, doğal ışık kullanımı ve mekânın kendi sesine alan açan kurgu anlayışıyla izleyicinin coğrafyayla ve üretim ortamıyla doğrudan ilişki kurması hedeflendi. Bikiç ayrıca akademik üretimin yalnızca kuramsal düzeyde kalmaması, sahayla temas eden ve toplumsal hafızaya katkı sunan uygulamalı projelerle desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen gösterim, öğrenciler için yalnızca bir film izleme deneyimi değil; sosyal sorumluluk, kadın emeği, kooperatifleşme, yerel kalkınma ve kültürel süreklilik üzerine düşünme imkânı sundu. Belgeselde anlatılan kadın kooperatifinin üretim süreçleri, dayanışma kültürü ve yerel ekonomiye sağladığı katkılar katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi. Gösterimin ardından gerçekleştirilen değerlendirmelerde, üretim pratiklerinin toplumsal yaşamla ve kültürel kimlikle kurduğu ilişkiler de tartışıldı.
“Kadın Eli (Female Wonder)”, AES’in yerel üretim kültürlerini, üreticileri, topluluk temelli bilgi aktarımını ve kültürel belleği belgeleme yaklaşımıyla doğrudan ilişkilendirilebilecek bir çalışma niteliği taşımaktadır. Özellikle kadın kooperatifinin üretim süreçlerinin kayıt altına alınması; üretici, ürün, malzeme, teknik, yerel bilgi ve coğrafya arasındaki ilişkilerin görünür kılınmasına olanak sağlamaktadır. Bu yönüyle belgesel, üretimin yalnızca ekonomik çıktılar üzerinden değil, kültürel bilgi ve toplumsal hafıza üzerinden de okunabileceğini ortaya koymaktadır.
Kadınların kolektif üretim pratikleri, aynı zamanda AES kapsamında el sanatları ve yerel üretim bilgisinin kuşaklar arası aktarımı, üretici toplulukların belgelenmesi ve geleneksel bilginin güncel ekonomik modeller içindeki dönüşümü açısından araştırılabilecek önemli bir alan oluşturmaktadır. Kooperatif yapısı; bireysel üretici bilgisinin kolektif örgütlenmeyle nasıl sürdürüldüğünü, yerel üretimin ekonomik ve toplumsal değerinin nasıl yeniden üretildiğini ve kültürel bilginin güncel koşullara nasıl uyarlanabildiğini göstermesi bakımından ayrıca önem taşımaktadır.
Belgeselin sinematografik niteliği de AES açısından ayrı bir belgeleme katmanı sunmaktadır. Üretim ortamlarının, üretici bedenlerinin, gündelik çalışma ritimlerinin, kullanılan mekânların ve yerel coğrafyanın görsel-işitsel olarak kayıt altına alınması; maddi kültür unsurlarının yanı sıra üretim bilgisinin bağlamsal ve yaşayan boyutlarının da korunmasına katkı sağlamaktadır. Böylece film, yalnızca bir anlatı ürünü değil; gelecekte üretim kültürü, kadın emeği, yerel kalkınma ve toplumsal hafıza üzerine yürütülebilecek araştırmalar açısından görsel-işitsel bir belge niteliği de kazanmaktadır.
İstanbul Gelişim Üniversitesi bünyesinde gerçekleştirilen etkinlik, akademik üretimin toplumsal sorumluluk perspektifiyle birleştiği; yerel hikâyelerin, üretim kültürlerinin ve kadın emeğinin sinema aracılığıyla kayıt altına alındığı değerli bir örnek olarak öne çıktı. Yerel üretimin kültürel, toplumsal ve ekonomik boyutlarını birlikte görünür kılan çalışma, AES’in kültürel mirasın belgelenmesi, yerel üretim bilgisinin korunması, kadın üreticilerin görünürlüğünün artırılması ve kamusal erişimin güçlendirilmesi yönündeki araştırma yaklaşımıyla güçlü bir kesişim oluşturmaktadır.
