AES araştırması, yaşayan el sanatlarına ilişkin farklı nitelikteki bilgi kaynaklarının özgün bağlamları korunarak karşılaştırıldığı, kaynaklar arasındaki uyum ve uyuşmazlıkların görünür tutulduğu ve doğrulanabilir bilgilerin ortak bir ilişkisel veri modelinde yapılandırıldığı nitel ağırlıklı, çok kaynaklı, iteratif ve ilişkisel bir araştırma tasarımıyla yürütülmektedir. Korpus üzerinden üretilen nicel göstergeler tanımlayıcı ve karşılaştırmalı destek verisi olarak kullanılmakta; bağlamsal çözümlemenin yerine geçirilmemektedir.
Araştırma Problemi ve Amaç
Yaşayan el sanatlarına ilişkin üretim bilgisi; ustaların deneyimlerinde, yerel söz varlığında, atölye pratiklerinde, akademik literatürde, kurumsal arşivlerde, nesne ve koleksiyon kayıtlarında ve görsel-işitsel kaynaklarda parçalı biçimde bulunmaktadır. Bilginin farklı kaynak ortamlarında üretilmesi, aynı kavramın farklı adlarla kaydedilebilmesine, aynı adın farklı üretim pratiklerini karşılayabilmesine ve kaynaklar arasında tarihsel, teknik veya coğrafi uyuşmazlıkların ortaya çıkabilmesine neden olmaktadır. Bu durum, yaşayan üretim bilgisinin yalnız betimlenmesini değil, karşılaştırılmasını, doğrulanmasını ve aktarım ilişkileri içinde incelenmesini de yöntemsel bir problem hâline getirmektedir.
Araştırmada, söz konusu parçalı bilgi alanının tek bir standart anlatıya indirgenmeden ortak bir araştırma korpusu içinde ilişkilendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda üretim bilgisi; kaynak, doğrulama durumu, terminoloji, coğrafya, usta, teknik, malzeme, motif, nesne ve aktarım ilişkileriyle birlikte belgelenmekte; elde edilen verinin araştırma, müzecilik, eğitim ve kültürel miras çalışmalarında yeniden kullanılmasına olanak sağlayan dijital bir araştırma modeli geliştirilmektedir.
Araştırma Soruları
- 01Yaşayan el sanatlarına ilişkin üretim bilgisi malzeme, araç, teknik, üretim süreci, motif, nesne türü ve yerel terminoloji bakımından nasıl yapılandırılabilir?
- 02Ustalık bilgisinin sürdürüldüğü öğrenme ve aktarım kanalları coğrafya, topluluk ve el sanatı alanlarına göre nasıl farklılaşmaktadır?
- 03Benzer üretim pratiklerinde farklı coğrafyalarda hangi ortak ve ayrışan teknik, biçimsel, işlevsel ve terminolojik özellikler gözlenmektedir?
- 04Usta anlatıları, akademik yayınlar, kurumsal arşivler ve görsel-işitsel kayıtlar arasında hangi uyum, ayrışma, çelişki ve araştırma boşlukları bulunmaktadır?
- 05Farklı kaynaklardan üretilen bilgiler ortak bir ilişkisel veri modeli içinde nasıl doğrulanabilir, sürümlenebilir ve yeniden kullanılabilir hâle getirilebilir?
- 06Geliştirilen belgeleme ve ilişkilendirme modeli araştırma, öğrenme, müzecilik ve kültürel miras uygulamalarına hangi koşullar altında aktarılabilir?
Araştırma Tasarımı
Araştırma süreci doğrusal bir veri toplama ve sonuçlandırma dizisi olarak değil, yeni kaynakların ve karşıt kanıtların önceki kayıtların yeniden değerlendirilmesine olanak verdiği döngüsel bir yapı olarak tasarlanmıştır. Veri üretimi ve derleme, bağlamsal çözümleme, karşılaştırmalı doğrulama ve ilişkisel yapılandırma aşamaları birbirini izlemekte; gerekli durumlarda önceki aşamalara geri dönülerek kayıtların kapsamı ve doğrulama statüsü yeniden değerlendirilmektedir.
Birinci aşamada araştırma sorusuyla ilişkili sözlü tarih kayıtları, usta görüşmeleri, saha gözlemleri, görsel-işitsel materyaller, akademik çalışmalar, kataloglar, envanterler ve kurumsal belgeler derlenmektedir. İkinci aşamada veriler üretim pratiği, tarih, coğrafya, topluluk, terminoloji, nesne, kullanım ve aktarım bağlamları içinde çözümlenmektedir. Üçüncü aşamada kaynaklar arasında destek, farklılaşma, eksiklik ve çelişki durumları karşılaştırılmaktadır. Son aşamada ise doğrulama düzeyi belirlenen bilgiler kontrollü terimler, kararlı kimlikler ve tanımlı ilişki türleri aracılığıyla diğer araştırma varlıklarıyla bağlanmaktadır.
Veri Kaynakları ve Veri Türleri
Araştırmada tek bir kaynak türüne öncelik verilmemekte; kaynağın araştırma sorusu ve desteklediği iddianın niteliği bakımından uygunluğu değerlendirilmektedir. Sözlü tarih ve usta görüşmelerinden mesleki deneyim, öğrenme biçimi, teknik repertuvar, yerel terminoloji ve aktarım pratiklerine ilişkin nitel veri üretilmektedir. Fotoğraf, video, ses, çizim ve belgelenmiş nesneler üretim süreci, biçim, malzeme, kullanım ve görsel bağlam bakımından incelenmektedir. Hakemli yayınlar, akademik kitaplar, tezler, kataloglar, resmî raporlar, müze ve arşiv kayıtları tarihsel ve karşılaştırmalı bağlamın kurulmasında kullanılmaktadır. Gerekli durumlarda alan uzmanı değerlendirmeleri, kullanıcı/topluluk düzeltmeleri ve sistemin sürüm-değişiklik kayıtları yardımcı kanıt olarak değerlendirmeye alınmaktadır.
Kaynaklar sabit bir güvenilirlik hiyerarşisine göre puanlanmamaktadır. Güvenilirlik; kaynağın üretim bağlamı, uzmanlık düzeyi, bağımsızlığı, erişilebilirliği, desteklediği iddianın kapsamı ve diğer kaynaklarla kurduğu ilişki birlikte değerlendirilerek belirlenmektedir. Kullanıcı veya topluluk katkıları editoryal inceleme tamamlanmadan doğrulanmış araştırma verisi olarak kabul edilmemektedir.
Örnekleme ve Kapsama Alma Stratejisi
AES korpusu, Türk dünyasındaki bütün el sanatı uygulamalarını istatistiksel olarak temsil eden olasılıklı bir örneklem olarak oluşturulmamaktadır. Kapsama alma işlemi; araştırma sorularıyla ilişki, doğrulanabilir kaynak veya saha verisine erişim, üretim bilgisinin bağlamsal olarak tanımlanabilir olması, terminolojik ve coğrafi çeşitliliğin geliştirilebilmesi ve yayın/etik koşullarının karşılanması ölçütlerine göre yürütülmektedir. Bu nedenle korpustaki kayıt dağılımı evren dağılımı olarak yorumlanmamakta; belgeleme yoğunluğu, saha erişimi ve kaynak bulunabilirliğinin görünürlüğü etkileyebileceği analizlerde açıkça dikkate alınmaktadır.
Analiz, Geçerlik ve Güvenirlik
Nitel veriler bağlamsal ve karşılaştırmalı çözümleme yoluyla değerlendirilmektedir. Teknik, terminolojik, tarihsel ve coğrafi farklılıkların tek bir standart anlatı içinde eritilmemesi; iddia kapsamının kanıt kapsamını aşmaması ve uyuşmayan verilerin dışlanmaması temel kalite ilkeleri olarak uygulanmaktadır. Geçerlik, uygun durumlarda farklı kaynak türlerinin karşılaştırılması, kaynak bağımsızlığının denetlenmesi ve karşıt kanıtın görünür tutulması yoluyla desteklenmektedir. Araştırma sürecinin izlenebilirliği ise kaynak, iddia, kanıt, ilişki, doğrulama durumu ve sürüm değişikliklerinin birbirine bağlanmasıyla sağlanmaktadır.
- Kaynaklar arası karşılaştırma: Sözlü, akademik, kurumsal, görsel ve nesne temelli veriler araştırma sorusuna uygun olduğunda birlikte değerlendirilmektedir.
- Aykırı kanıtın korunması: Beklenen örüntüyle uyuşmayan kayıtlar dışlanmamakta; tartışmalı durum veya araştırma boşluğu olarak kaydedilmektedir.
- İzlenebilirlik: Bir kamusal ifadenin mümkün olan ölçüde kaynak, iddia ve kanıt zinciri içinde geriye doğru izlenebilmesi sağlanmaktadır.
- Yeniden değerlendirme: Yeni kaynak veya düzeltme ortaya çıktığında doğrulama statüsü ve ilişkiler yeniden incelenebilmektedir.
Doğrulama ve Kaynaklandırma
Doğrulama, belirli sayıda kaynak bulunmasına dayanan mekanik bir eşik olarak uygulanmamaktadır. İddianın niteliğine uygun kaynakların karşılaştırılması, kaynakların birbirinden bağımsız olup olmadığının değerlendirilmesi ve kanıtın destekleyebildiği kapsamın açık biçimde sınırlandırılması esas alınmaktadır. Kaynaklar arasında anlamlı uyuşmazlık bulunduğunda bu uyuşmazlık ortadan kaldırılmamakta; bilgi doğrulanmış, kısmen doğrulanmış, doğrulaması süren veya tartışmalı bir araştırma kaydı olarak sınıflandırılabilmektedir.
Araştırmada Karşılaşılan Güçlükler ve Geliştirilen Çözümler
Araştırma sürecinde karşılaşılan güçlükler, yalnız teknik uygulama sorunları olarak değil, yaşayan kültürel miras bilgisinin niteliğinden kaynaklanan yöntemsel sınırlılıklar olarak ele alınmaktadır. Bu güçlüklerin ortadan kaldırıldığı varsayılmamakta; geliştirilen çözümler, belirsizliğin ve kaynak farklılıklarının izlenebilir biçimde yönetilmesini amaçlamaktadır.
Aynı üretim pratiğinin bölgesel, tarihsel veya dilsel olarak farklı adlarla kaydedilebilmesi nedeniyle tekil adlandırma dayatılmamaktadır. Tercih edilen Türkçe ana ad, alternatif adlar, bölgesel/tarihsel varyantlar ve doğrulanmış çok dilli eşdeğerler ayrı terminoloji ilişkileri olarak yönetilmektedir.
Akademik yayın, usta anlatısı, kurumsal kayıt ve görsel kanıtın birbiriyle örtüşmediği durumlarda veriler uzlaştırılmış tek bir ifadeye indirgenmemektedir. Kaynak–iddia–kanıt zinciri ve doğrulama statüsü kullanılarak destek, ayrışma ve karşıt kanıt görünür tutulmaktadır.
Korpus içinde yüksek veya düşük kayıt yoğunluğu kültürel yaygınlığın doğrudan göstergesi olarak yorumlanmamaktadır. Coğrafi ve tematik boşluklar, AES korpusunun mevcut belgeleme durumunu gösteren araştırma açıkları olarak tanımlanmakta ve yeni veri üretiminin önceliklendirilmesinde kullanılmaktadır.
Makine çevirisi ile doğrulanmış terminolojik eşdeğerlik birbirinden ayrıştırılmaktadır. Bir terimin başka bir dilde otomatik olarak çevrilebilmesi, o karşılığın kültürel ve teknik bağlam bakımından canonical eşdeğer olduğu anlamına gelmemektedir.
Yeni kaynakların önceki kayıtları değiştirebilmesi nedeniyle araştırma korpusu değişmez bir katalog olarak ele alınmamaktadır. Kararlı AES kimlikleri, sürüm bilgisi, değişiklik geçmişi ve canlı veri parmak izi kullanılarak kayıtların güncellenebilirliği ile geriye dönük izlenebilirlik birlikte korunmaktadır.
Araştırma sonuçlarının harita, ağ, sözlük, profil veya dijital sergi gibi farklı görsel yüzeylerde sunulması sırasında kaynak bağlamının kaybolmaması için bu yüzeylerin aynı Core verisi ve ilişki modelinden beslenmesi sağlanmaktadır. Böylece iletişim katmanı araştırma verisinden kopuk bir anlatıya dönüştürülmemektedir.
İlişkisel Veri Modelinin Yöntemsel İşlevi
İlişkisel veri modeli yalnız teknik bir depolama çözümü olarak değil, araştırma sorularının veri üzerinde izlenebilmesini sağlayan yöntemsel bir araç olarak kullanılmaktadır. El sanatı, usta, motif, coğrafya, atölye, malzeme, araç, teknik, terminoloji, nesne, kaynak, iddia ve kanıt gibi araştırma varlıkları kararlı kimliklerle temsil edilmekte; bu varlıklar arasındaki bağlar tanımlı ilişki türleri aracılığıyla kurulmaktadır. Taksonomik sınıflandırma ile bağlamsal betimleme birbirinden ayrıştırılmakta; teknik, malzeme, kullanım, coğrafya ve yerel adlandırma gibi nitelikler ayrı kontrollü alanlarda yönetilmektedir.
Bu yapı sayesinde aynı veri, yalnız profil düzeyinde okunmakla kalmamakta; coğrafi dağılım, bibliyografik ağ, terminolojik eşdeğerlik, araştırma boşluğu, kaynak yoğunluğu ve yeniden kullanım gibi farklı araştırma soruları için yeniden sorgulanabilmektedir.
Etik, Haklar ve Veri Koruma
Görüşme ve belgeleme süreçlerinde araştırmanın amacı, kayıt biçimi, kullanım ve yayın koşullarının açıklanması esas alınmaktadır. Kamusal araştırma amacı bakımından gerekli olmayan veya yayımlanması uygun bulunmayan kişisel veriler açık arşive aktarılmamaktadır. Görsel, işitsel ve metinsel materyaller hak sahipliği ve lisans koşulları doğrultusunda yayımlanmakta; topluluk veya uygulama bağlamına özgü kültürel hassasiyetler erişim ve temsil kararlarına dâhil edilmektedir. Kaynak kişilerden ve hak sahiplerinden iletilen düzeltme veya kullanım talepleri kayıt ve hak koşulları doğrultusunda yeniden değerlendirilmektedir.
Araştırmanın Sınırlılıkları
Korpusun bütün el sanatlarını, uygulayıcıları, toplulukları ve coğrafyaları eşit düzeyde temsil ettiği ileri sürülmemektedir. Saha erişimi, kaynak bulunabilirliği, dil ve terminoloji farklılıkları, tarihsel belgelerin parçalı niteliği, görsel malzemelerin hak durumu ve yaşayan uygulamaların zaman içinde değişmesi araştırmanın karşılaştırmalı kapsamını sınırlandırabilmektedir. Bu sınırlılıklar gizlenmemekte; ilgili kayıtların doğrulama, kaynak ve araştırma boşluğu göstergeleri içinde görünür tutulmaktadır.
Sürüm ve Değişiklik Yönetimi
Veri modeli, taksonomi, kontrollü terimler, doğrulama düzeyleri ve yayın ilkelerinde yapılan temel değişiklikler sürüm mantığıyla izlenmektedir. Yeni bir kaynağın mevcut kaydın anlamını değiştirdiği durumlarda kayıt yeniden değerlendirilmekte; değişiklik gerekçesi mümkün olan ölçüde ilgili kaynak veya kanıtla ilişkilendirilmektedir. Böylece araştırma korpusu tamamlanmış ve değişmez bir sonuç olarak değil, yeni kanıtlarla güncellenebilen sürümlü bir araştırma nesnesi olarak ele alınmaktadır.
