Biyografi
Hasan Çelebi, 1937 yılında Erzurum’un Oltu ilçesine bağlı İnci köyünde doğmuştur. İlk öğreniminden sonra dinî eğitimini sürdürmüş, 1954’te İstanbul’a gelmiştir. 15 Mayıs 1956’da Üsküdar Mihrimah Sultan Camii’nde müezzin olarak göreve başlaması, İstanbul’daki meslek ve sanat çevresiyle uzun süreli ilişkisinin kurumsal başlangıcını oluşturmuştur. Cami hizmetiyle hat çalışmasını birlikte sürdüren Çelebi, 1987’de resmî görevinden emekli olduktan sonra çalışmalarını atölye, eser üretimi, mimari yazı uygulamaları ve öğrenci yetiştirme üzerinden devam ettirmiştir.
Hüsn-i hat alanındaki üretimi kâğıt üzerindeki levhalarla sınırlı kalmamış; cami kubbeleri, kuşak yazıları, mihrap ve mimari yüzeyler, taş ve seramik uygulamalar gibi farklı ölçeklerde gerçekleştirilmiştir. Yaşayan İnsan Hazineleri Ulusal Envanteri’nde 02.0010 numarasıyla “Hüsn-i Hat Sanatı” alanında kayıtlıdır. 24 Şubat 2025’te vefat eden Çelebi’nin mesleki mirası, geleneksel meşk zincirini mimari uygulama, uluslararası öğretim ve geniş bir öğrenci ağıyla birleştiren uzun süreli bir hat pratiği üzerinden değerlendirilmektedir.
Ustalık Alanları
Yazı Sanatları
El Sanatı Profilini İnceleAnıtsal Ölçekleme ve Mimari Yüzeylere Hat Uygulaması
El Sanatı Profilini İnceleTeknik Repertuar
Malzemeler ve Araçlar
Çelebi’nin hüsn-i hat pratiği, yazı sanatının ortak malzeme ve araç repertuvarına dayanmaktadır. Kâğıt, mürekkep ve kalem; meşk, levha ve hilye üretiminin temel bileşenleridir. Araç ve malzemenin seçimi yazı türünün kalem ağzı, harf oranı, satır aralığı ve yüzey ölçüsüyle ilişkilidir. Büyük ölçekli uygulamalarda aynı temel prensip korunmakta, ancak kalem genişliği, taslak yöntemi ve aktarım tekniği yüzeyin boyutuna göre değişmektedir.
Sultanahmet Camii restorasyonuna ilişkin ayrıntılı kayıt, bu ilişkinin somut bir örneğini sunmaktadır. Büyük yazıların hazırlanmasında eskiz kâğıtlarının birleştirilmesi için suda çözünebilen zamk kullanılmış, geniş kalemler hazırlanmış ve daha fazla mürekkep tutabilen taraklı kalemden yararlanılmıştır. Bu süreç, geleneksel hat araçlarının sabit bir envanter olarak değil, yazı ölçeği ve uygulama yüzeyinin gerektirdiği teknik koşullara uyarlanabilen bir üretim sistemi içinde kullanıldığını göstermektedir.
Üslup ve Estetik Dil
Hasan Çelebi’nin estetik dili, Hamid Aytaç üzerinden geç Osmanlı hat mektebinin ölçü, oran ve istif disiplinini sürdüren bir çizgide konumlanmaktadır. Harf biçiminin klasik nispetlere bağlılığı, kelime ve satırların teşrifatı, kompozisyonun uzaktan ve yakından okunabilirliği ile boşlukların dengeli kurulması bu yaklaşımın temel ölçütleridir. Kurumsal değerlendirmelerde, yazının biçimsel gösterişten önce harf yapısı ve okunabilirlik üzerinden kurulması vurgulanmaktadır.
Bu klasik bağlılık mekanik bir tekrar anlamına gelmemektedir. Mimari yüzeylerde ölçek, görüş mesafesi ve yüzey geometrisi kompozisyonun yeniden kurulmasını gerektirmiştir. Müsennâ düzenler ve farklı celî yazı türleri, simetri ve ritmin kontrollü biçimde kullanıldığı örnekler sunmaktadır. Çelebi’nin 2019’daki açıklamaları da geleneksel esasların korunmasını temel alırken teknolojiyi yardımcı bir araç olarak gördüğünü, kalem ve el pratiğinin yerini alan bir üretim modeli önermediğini göstermektedir.
Eserler / AES Korpusu
Hasan Çelebi’nin eser korpusu iki ana ölçekte izlenebilmektedir: kâğıt üzerinde hazırlanmış levha, hilye ve istifler ile mimari yapılara uygulanmış büyük ölçekli yazılar. Sultanahmet Camii’nde 1974’te yürütülen kubbe ve yan kubbe yazılarının onarımı ile Esmâü’l-Hüsnâ düzenlemeleri, erken dönem anıtsal çalışmalarının başlıca örneğidir. Hırka-i Şerif Camii, Medine’de Mescid-i Kubâ ve Mescid-i Kıbleteyn, Kuveyt İslâm Tıp Merkezi, Pforzheim Fatih Camii, Johannesburg Cuma Camii ve Almatı’daki seramik yazı uygulamaları farklı coğrafyalardaki mimari üretimi belgelemektedir. Mescid-i Kubâ için TDV İslâm Ansiklopedisi yaklaşık 1400 metre yazı uygulamasından söz etmekte; bunun yaklaşık 1200 metresini kûfî, 200 metresini celî sülüs olarak kaydetmektedir.
Kâğıt üzerindeki üretiminde hilyeler belirgin bir yer tutmaktadır; 2016 tarihli akademik çalışma o tarihe kadar iki yüze yakın hilye yazdığını bildirmektedir. 1979 tarihli Tanzanya hatıra parası ve 1996’da Malezya için hazırlanan on sekiz parçalık koleksiyon, yazının farklı nesne ve sipariş bağlamlarına taşındığını göstermektedir. IRCICA merkezindeki hat kompozisyonunun Çelebi tarafından yazılması ve tezhibinin Rikkat Kunt tarafından yapılması, yazı ile bezeme emeğinin eser künyesinde ayrı sanatçı katkıları olarak belgelenebildiğini göstermesi bakımından önemlidir.
2021 tarihli retrospektif katalog, özel koleksiyonlardaki sülüs, celî sülüs, celî ta‘lîk, celî dîvânî, ta‘lîk ve muhakkak örneklerini ölçü, koleksiyon ve tezhip sanatçısı bilgileriyle kaydetmektedir. Bu kayıtlar, Çelebi’nin repertuvarını tek bir yazı çeşidi üzerinden tanımlamak yerine farklı metin türleri, boyutlar ve bezeme ortaklıkları içinde incelemeye imkân vermektedir.
Sergiler
Hasan Çelebi’nin sergi kronolojisi ulusal ve uluslararası hat çevrelerinin kesiştiği bir görünürlük ağına işaret etmektedir. İlk kişisel serginin tarihi konusunda kaynaklar farklılaşmaktadır: hakemli biyografik çalışma 1980’i, bazı kurumsal biyografiler ise 1982’de IRCICA’da düzenlenen sergiyi ilk kişisel sergi olarak kaydetmektedir. Bu farklılık, serginin kapsamı veya “kişisel sergi” tanımının kaynaklar arasında değişmiş olabileceğini düşündürmektedir; birincil sergi belgesi görülmeden tarihlerden biri elenmemelidir.
Sonraki kronolojide 1984 Kuala Lumpur, 1985 Amman, 1992 Kuala Lumpur ve 1994 IRCICA’daki “30 Yıl” sergisi belgelenmektedir. 2018’de Ankara’da açılan sergide Çelebi’nin dört eseri ile öğrencilerinin yirmi üç eseri birlikte sunulmuştur. 2021’de Fatih Belediyesi tarafından yayımlanan “Ketebehu Hasan Çelebi” retrospektif sergi kataloğu ise farklı dönemlerden eserleri ölçü, yazı türü, koleksiyon ve tezhip bilgileriyle bir araya getiren kapsamlı bir geç dönem belgelemesi sağlamaktadır.
Motif Repertuarı
Hasan Çelebi’nin doğrulanmış korpusunda bezeme motifi ile hat kompozisyonu birbirinden ayrılmalıdır. Hilye, müsennâ düzen, kuşak yazısı, kubbe yazısı ve Esmâü’l-Hüsnâ yerleşimi; metnin yazı ve kompozisyon biçimlerini tanımlamaktadır. Bunların doğrudan bitkisel, geometrik veya figüratif motif olarak sınıflandırılması yöntemsel olarak uygun değildir.
Retrospektif katalogdaki eser künyeleri, birçok levhada hat ile tezhibin farklı sanatçılar tarafından gerçekleştirildiğini açıkça göstermektedir. Örneğin bazı eserlerde Hanifi Dursun, Tahsin Aykutalp, Mustafa Çelebi Atölyesi, Zeynep Peker ve Ömer Şen tezhip sanatçısı olarak ayrıca kaydedilmiştir. Bu nedenle Çelebi’ye dekoratif motif repertuvarı atfedilebilmesi için motifin bizzat onun tarafından tasarlandığını veya uygulandığını gösteren eser düzeyi kanıt gerekmektedir. Mevcut doğrulama düzeyinde hat kompozisyonları belgelenmiş, bağımsız dekoratif motif sahipliği ise ileri sürülmemiştir.
Eğitim ve Usta-Çırak Süreci
Hasan Çelebi’nin hat eğitimi, 1964 yılında Halim Özyazıcı ile başlayan kısa süreli çalışmanın ardından Hamid Aytaç’ın meşk çevresinde sistematikleşmiştir. Özyazıcı’nın vefatından sonra 14 Ekim 1964’te Hamid Aytaç ile çalışmaya başladığı, 1966’dan itibaren Kemal Batanay’dan ta‘lîk meşk ettiği belgelenmektedir. Bu eğitim modeli, harf bünyesinin tekrar yoluyla içselleştirilmesi, örnek satırın kopyalanması, tashih ve yeniden yazım döngüsü üzerinden ilerleyen klasik usta–çırak yöntemine dayanmaktadır.
İcazet yılları konusunda kaynaklar tam olarak örtüşmemektedir. Hakemli biyografik çalışma, Hamid Aytaç’tan sülüs-nesih icazetini 1970’te, Kemal Batanay’dan ta‘lîk icazetini 1975’te aldığını kaydetmektedir. Bazı kurumsal biyografiler ise bu tarihleri sırasıyla 1975 ve 1981 olarak vermektedir. Bu farklılık, Çelebi’nin iki ustadan eğitim aldığı gerçeğini değiştirmemekle birlikte, icazet belgelerinin tarihsel kataloglanmasında birincil belge üzerinden yeniden doğrulama gerektirmektedir. Bu nedenle tarih farklılığı korunmuş, kaynakların desteklemediği tek bir tarih kesinleştirilmemiştir.
Gelenek Aktarımı
Efdaluddin Kılıç — sülüs ve nesih icazeti, 1993
Muhlis Uslu — Hasan Çelebi öğrencisi; 1981 icazeti
Berat Gülen — Hasan Çelebi öğrencisi; 1984 icazeti
Ayten Tiryaki — Hasan Çelebi öğrencisi; 1989 icazeti
Davut Bektaş — Hasan Çelebi öğrencisi; 1994 icazeti
Tevfik Kalp — Hasan Çelebi öğrencisi; 1996 icazeti
Mümtaz Seçkin Durdu — Hasan Çelebi öğrencisi; 1996 icazeti
İlhan Özkeçeci — Hasan Çelebi öğrencisi; 1999 icazeti
Günay Çilingiroğlu — Hasan Çelebi öğrencisi; 1999 icazeti
Abdullah Gün — Hasan Çelebi öğrencisi; 1999 icazeti
Ahmet Kutluhan — Hasan Çelebi öğrencisi; 1999 icazeti
Ferhat Kurlu — Hasan Çelebi öğrencisi; 2000 icazeti
Hilal Kazan — Hasan Çelebi öğrencisi; 2000 icazeti
Bilal Sezer — Hasan Çelebi öğrencisi; 2000 icazeti
Muhammed Zekeriya — Hasan Çelebi’nin yurt dışındaki icazetli öğrencileri arasında
Muhammed Emzil — Hasan Çelebi’nin yurt dışındaki icazetli öğrencileri arasında
Hâmidi — Hasan Çelebi’nin yurt dışındaki icazetli öğrencileri arasında
Muhammed Bahiri — Hasan Çelebi’nin yurt dışındaki icazetli öğrencileri arasında
Abdulhamid — Hasan Çelebi’nin yurt dışındaki icazetli öğrencileri arasında
Mahfuz — Hasan Çelebi’nin yurt dışındaki icazetli öğrencileri arasında
Ubeyde Salihu'l Benki — Hasan Çelebi’nin yurt dışındaki icazetli öğrencileri arasında
Abdülaziz — Hasan Çelebi’nin yurt dışındaki icazetli öğrencileri arasında
Kazım Hacımeyliç — Hasan Çelebi’nin yurt dışındaki icazetli öğrencileri arasında
Fuad Kuşi Honda — Hasan Çelebi’nin yurt dışındaki icazetli öğrencileri arasında
Medya, Sözlü Tarih ve Kamusal Görünürlük
2018’de Ankara’da açılan sergide Hasan Çelebi’nin dört eseri ile öğrencilerinin yirmi üç eseri aynı sergileme bağlamında sunulmuştur. Haber kaydı, ustanın üretimini öğretim zinciriyle birlikte kamusal alanda görünür kılan geç dönem sergilerinden birini belgelemektedir.
27 Şubat 2019’da “Hattın İzinde Bir Ömür” belgeselinin özel gösterimi gerçekleştirilmiştir. On üç bölümlük belgesel, Hasan Çelebi’nin yaşamını ve hat pratiğini görsel-işitsel bir biyografik kayıt olarak ele almaktadır.
2019 tarihli Anadolu Ajansı söyleşisi, Çelebi’nin o tarihte sürdürdüğü Kur’an yazımı, Büyük Çamlıca Camii çalışması ve klasik hat eğitimi üzerine görüşlerini birinci elden kaydetmektedir. Aynı söyleşide teknoloji yardımcı bir araç olarak kabul edilmekte, el ve kalem pratiğinin temel konumu korunmaktadır.
2021 tarihli “Ketebehu Hasan Çelebi” retrospektif sergi kataloğu, eser görsellerini yazı türü, ölçü, koleksiyon ve tezhip sanatçısı gibi künye bilgileriyle birlikte yayımlamıştır. Yayın, Çelebi’nin özel koleksiyonlara dağılmış eserlerinin karşılaştırmalı incelenmesi için temel bir korpus kaynağıdır.
2024 Necip Fazıl Saygı Ödülü çevresindeki kayıtlar ile 2025’teki vefatının ardından yayımlanan resmî anma metinleri, Çelebi’nin geç dönem kamusal görünürlüğünü belgelemektedir. Bu kayıtlar biyografik kronolojinin son aşamasını kurumsal kaynaklarla tamamlamaktadır.
Ödüller ve Kurumsal Kayıtlar
2007’de Gümüş Lale Ödülü Hasan Çelebi’ye verilmiştir. Ödül çevresindeki kurumsal değerlendirme, Çelebi’nin Hamid Aytaç silsilesi içindeki klasik oran, okunabilirlik ve istif anlayışını sürdürmesine odaklanmaktadır.
2008 yılına ait akademik biyografik kayıt, Çelebi’nin “Sanata Hizmet” ödülüyle onurlandırıldığını belirtmektedir. Bu kayıt, 2000’lerin sonlarında hat öğretimi ve üretiminin kurumsal düzeyde görünürlüğünü belgeleyen kronolojiye eklenmektedir.
Yaşayan İnsan Hazineleri Ulusal Envanteri’nde Hasan Çelebi, 02.0010 kayıt numarasıyla Hüsn-i Hat Sanatı alanında yer almaktadır. Envanter sayfasında 2009 yılı görülürken daha sonraki resmî ve UNESCO Türkiye metinleri 2010’u ilan yılı olarak vermektedir; iki tarih envantere kayıt ve ilan aşamalarını ayıran biçimde korunmuştur.
Hasan Çelebi 2011 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne değer görülmüştür. Kayıt, Cumhurbaşkanlığının resmî ödül listesinde doğrulanmaktadır.
2013 yılı akademik biyografik kaydında Hasan Çelebi’ye fahri doktora unvanı verildiği belirtilmektedir. Bu kayıt, usta-pratisyen kimliğinin akademik çevredeki tanınırlığını belgeleyen bir kurumsal gösterge olarak ele alınmıştır.
2016 tarihli akademik biyografide Dede Korkut ödülü Hasan Çelebi’nin geç dönem kurumsal ödülleri arasında kaydedilmiştir. Profilde bu bilgi ikincil akademik kaynak düzeyinde korunmaktadır.
Hasan Çelebi, 2024 Necip Fazıl Ödülleri kapsamında Saygı Ödülü’ne değer görülmüştür. Ödülün resmî kazananlar kaydı ile 3 Ocak 2025 tarihli ödül töreni kaydı birlikte doğrulanmaktadır.
Uluslararası Etki ve Aktarım Ağı
Medine’de Mescid-i Kubâ ve Mescid-i Kıbleteyn için yürütülen çalışma, Çelebi’nin uluslararası mimari yazı üretiminin en kapsamlı örneklerindendir. Mescid-i Kubâ üzerine TDV İslâm Ansiklopedisi kaydı yaklaşık 1400 metre yazının yaklaşık 1200 metresini kûfî, 200 metresini celî sülüs olarak belirtmektedir.
Kuveyt İslâm Tıp Merkezi’ndeki hat uygulaması, Çelebi’nin mimari yazı üretiminin Körfez coğrafyasındaki belgelenmiş örneklerindendir. Çalışma, kâğıt üzerindeki levha üretiminden farklı olarak yapıya bağlı, uzaktan okunabilir büyük ölçekli kompozisyon bilgisini gerektirmektedir.
Malezya ile ilişki 1984 ve 1992 Kuala Lumpur sergileri, 1996’da hazırlanan on sekiz parçalık koleksiyon ve sonraki Sri Sendayan Camii çalışması üzerinden süreklilik göstermektedir. Bu kayıtlar, eser dolaşımı ile mimari siparişin aynı coğrafyada farklı dönemlerde tekrarlandığını ortaya koymaktadır.
Avrupa ve Afrika’daki belgelenmiş mimari uygulamalar arasında Pforzheim Fatih Camii ve Johannesburg Cuma Camii yer almaktadır. Bu projeler, Çelebi’nin yazı tasarımının farklı mimari ortamlara aktarılması bakımından uluslararası üretim ağının parçalarıdır.
Almatı’da seramik yüzeylere uygulanmak üzere hazırlanan yazılar, hüsn-i hattın mimari seramik üretimiyle kesiştiği bir uluslararası örnek sunmaktadır. Burada Çelebi’nin belgelenen katkısı yazı tasarımıdır; seramik üretimi ayrı bir zanaat uzmanlığı olarak değerlendirilmelidir.
IRCICA ile kurulan ilişki sergi ve kurum mekânındaki eser varlığı üzerinden izlenmektedir. Kurum merkezindeki hat kompozisyonunun Hasan Çelebi tarafından yazıldığı, tezhibinin ise Rikkat Kunt tarafından gerçekleştirildiği kaydedilmektedir; bu kayıt disiplinler arası katkıların ayrı sanatçı adlarıyla belgelenmesini mümkün kılmaktadır.
Efdaluddin Kılıç’ın IRCICA kayıtlarında Hasan Çelebi’den sülüs ve nesih meşk ederek 1993’te icazet aldığı belirtilmektedir. Bu kayıt, Çelebi’nin pedagojik etkisinin Türkiye dışındaki kurumsal hat çevrelerine uzandığını gösteren doğrulanabilir bir aktarım örneğidir.
Miras ve Etki
Hasan Çelebi’nin mirası, eser sayısı veya ödül toplamından çok üç süreklilik hattında izlenebilmektedir: klasik meşk zinciri, mimari yazı uygulamaları ve uluslararası öğrenci aktarımı. Hamid Aytaç ve Kemal Batanay’dan aldığı eğitim, kendi öğrencileri ve icazet verdiği hattatlar aracılığıyla sonraki kuşaklara aktarılmıştır. Öğrenci sayısının farklı dönem kaynaklarında 52’den yüzün üzerine çıkması, bu aktarım ağının uzun süreli genişlemesini göstermektedir.
Mimari alanda Sultanahmet’ten Medine’ye, Kuveyt’ten Avrupa ve Afrika’daki camilere uzanan uygulamalar, harf oranı ve istif bilgisinin anıtsal ölçekte uygulanmasına ilişkin önemli bir korpus oluşturmaktadır. Kâğıt üzerindeki hilye ve levhaların özel koleksiyonlarda yaygınlaşması, 2021 retrospektif kataloğun sağladığı eser belgeleri ve uluslararası kurumlarda korunan kayıtlar, mirasın araştırılabilirliğini artırmaktadır. Bununla birlikte tam eser kataloğu, bütün icazet kayıtları ve bazı kronolojik uyuşmazlıklar hâlâ birincil belge çalışmasına ihtiyaç duymaktadır.
Araştırma Boşlukları
Hasan Çelebi hakkında güçlü bir resmî, akademik ve kurumsal kaynak tabanı bulunmasına rağmen bazı araştırma alanları tamamlanmış değildir. İcazet yılları ile ilk kişisel serginin tarihi farklı kaynaklarda uyuşmamaktadır; bu alanlar birincil belge, davetiye, icazetname veya tarihli arşiv kaydı üzerinden yeniden incelenmelidir. Öğrenci ve icazet alanlar listesi de dönemsel sayılardan öte, ad, tarih, yazı türü ve belge bilgisiyle bütüncül biçimde kataloglanmaya ihtiyaç duymaktadır.
Eser korpusu için 2021 retrospektif katalog önemli bir temel sağlamaktadır; ancak mimari uygulamalar, özel koleksiyonlar, mezar taşı yazıları, uluslararası siparişler ve ölçü/provenans bilgileri henüz tek bir eser düzeyi kataloğunda birleştirilmiş değildir. 2019’da devam ettiği bildirilen Kur’an nüshasının sonraki durumu ayrıca doğrulanmalıdır. Dekoratif motifler bakımından, hat ile tezhip katkısının ayrı sanatçılara ait olabildiği eserlerde motif sahipliği ancak eser düzeyinde açık sanatçı atfı bulunduğunda kurulmalıdır. Bu sınırlar, eksikliği gidermek amacıyla varsayımsal veri üretmek yerine araştırmanın sonraki aşamalarını tanımlamaktadır.















